
İolkos
Yunan mitolojisinde Argonotlar seferinin başlangıç noktası olan, denizcilik efsaneleriyle tanınmış şehir.
İolkos: Argo'nun Yelken Açtığı Liman
İolkos’un kaderi daha doğmadan çizilmişti. Bu topraklarda bir gün, denizlerden gelen bir yabancı, tek sandaletle yürüyerek kente girecek ve tahtın gerçek varisi olduğunu ilan edecekti. Bu kehaneti duyan Kral Pelias, tahta göz dikmiş herkesi ortadan kaldırmaya başladı. Ama kaderden kaçış yoktu.
Aison’un Oğlu İason
Pelias’ın korktuğu kişi, kendi kardeşi Aison’un oğlu, İasondu. Aison, Pelias’ın zorbalığıyla tahtı terk etmiş ama oğlunu uzaklarda büyütmüştü. İason, gençliğinde Kheiron adlı bilgeliğiyle ünlü Sentor’un gözetiminde yetişmişti. Zeki, cesur ve adalete susamıştı. Yıllar sonra, kehanetin haberini duyan Pelias, yüreğinde bir uğultuyla İason’un gelişini beklemeye başladı.
Ve bir gün, nehirden geçerken bir sandaleti akıntıya kapılmış genç bir adam, tek sandaletle İolkos’a geldi. Kehanet gerçekleşmişti.
Altın Post’un Oyunu
Pelias, kehanetin gerçekleştiğini anlamış ama hâlâ tahtı bırakmak istememişti. Bu yüzden sinsi bir plan kurdu: “Eğer gerçekten tanrıların gözdesiysen,” dedi İason’a, “git, Kolhis’e yelken aç, Altın Postu getir. O zaman taht senin olur.”
Bu söz, Argonotların yolculuğunun, destanların ve kahramanların doğduğu yolculuğun kıvılcımıydı. İason, Argo adlı gemiyi inşa ettirdi. İolkos’un limanı, Herakles’ten Orfeus’a, Atalante’den Meleagros’a kadar efsanevi kahramanların ayak izleriyle doldu. Geminin burnu konuşuyor, rüzgârlar şarkılar söylüyordu. İason, İolkos’tan ayrıldığında, sadece bir göreve değil, ölümlülerin efsaneye dönüşeceği bir yolculuğa çıkıyordu.
İhanet, Kan ve Kadınların Gecesi
İason, Altın Post’u getirdi. Yanında Kolhis’in büyücüsü, aşkı ve felaketi olan Medea vardı. Ama döndüğünde Pelias tahtı vermek istemedi. O zaman İolkos’un kaderi bir kadının ellerine teslim edildi. Medea, Pelias’ın kızlarını kandırarak babalarını kendi elleriyle parçalattı.
Bu korkunç olaydan sonra İolkos halkı dehşete kapıldı. Kahramanların limanı kanla lekelenmişti. İason ve Medea, şehirden sürüldü. Taht, Pelias’ın oğlu Akastos’a geçti. Ama ne tanrılar ne de halk, bu kara lekeyi unuttu. İolkos, bir daha asla eski görkemine ulaşamadı.
Bir Gölgeler Şehri
Zamanla İolkos, kaderiyle hesaplaşan bir şehir haline geldi. Her liman dalgasında Argo’nun yankısı, her sokakta Pelias’ın korkusu, her gece rüzgârında Medea’nın fısıltısı duyulurdu. Kahramanların doğduğu, ama aynı zamanda trajedilerin beslendiği bu şehir, mitolojik Yunan dünyasında hem bir başlangıç hem de bir uyarıydı: Kahramanlar geldikleri yere her zaman geri dönemezdi.
İolkos’un hikâyesi, bir şehrin değil, bütün bir çağın aynasıdır. Çünkü burada, kaderin sarmalına kapılan insanlar, tanrıların oyunlarıyla çarpıştı.