
Friksos
Friksos, Yunan mitolojisinde kız kardeşiyle birlikte altın postlu koçla Kolkhis’e kaçan ve Argonot efsanesinin başlangıcını oluşturan prensdir.
Kategori
Fani
Cinsiyet
Erkek
Baba
Athamas
Anne
Nephele
Friksos – Yunan Mitolojisinde Altın Postun Başlangıcını Getiren Kahraman
Friksos, Yunan mitolojisinde Boiotia kralı Athamas ile bulut perisi Nephele ’nin oğludur. Kız kardeşi Helle ile birlikte tanrılar tarafından gönderilen kanatlı koçun sırtında kaçışı, Altın Post efsanesinin başlangıcını oluşturur. Bu yolculuk, hem kurtuluşun hem de büyük bir lanetin ilk adımıdır. Helle denize düşüp kaybolurken, Friksos Kolhis’e ulaşır ve orada yeni bir kaderin tohumlarını eker. Altın postu tanrılara sunması, bir gün Argonotların büyük serüvenini başlatacak olan zincirin ilk halkasıdır.
İno’nun İhaneti ve Krallıktaki Kıskançlık
Athamas, önce bulut tanrıçası Nephele ile evlenmişti. Friksos ve Helle, bu evlilikten doğdu. Ancak sonra Athamas, Nephele’yi terk edip İno ile evlendi. İno, Friksos ile Helle’ye düşmandı. İkisini ortadan kaldırmak için kıtlık planları yaptı, halkı kandırdı. Kral, oğlunu tanrılara kurban etmeye karar verdiğinde, Nephele çocuklarını kurtarmak için son bir umutla göğe seslendi.
Altın Yünlü Koç ve Helle’nin Düşüşü
Zeus ya da Nephele tarafından gönderilen altın postlu, kanatlı bir koç geldi. Friksos ile Helle’yi sırtına alıp uzaklara, doğuya doğru uçurdu. Ama yolculuk acısız değildi. Helle, Hellespontos (Çanakkale Boğazı) boğazı üzerinde düşerek boğuldu. Onun adını taşıyan deniz, hâlâ onun hatırasını taşır. Friksos ise hayatta kaldı ve Kolhis’e vardı.
Friksos’un Kolhis’e Varışı ve Altın Postun Kutsanması
Kolhis kralı Aietes, Friksos’u iyi karşıladı. Onu kızıyla evlendirdi. Friksos, kendisini kurtaran koçu tanrılara kurban etti. Ve en kıymetli kısmını (altın postu) Aietes’e hediye etti. Altın post kutsal bir ağaca asıldı, onu korkunç bir ejderha korumaya başladı. Ve yıllar sonra bu post, Argonotların peşine düşeceği efsanenin tam kalbine yerleşti.
Friksos’un Mirası ve Altın Postun Kaderi
Friksos Kolhis’te yaşadı, krallıkla bütünleşti. Ama onun adı hiçbir zaman bir fatih olarak anılmadı. O, bir sığınmacıydı. Hayatta kalmıştı. Ama hayatta kalışı, birçok kahramanın ölümüne yol açacak bir kaderi uyandırmıştı.