top of page
Yunan mitolojisinde karısı Baukis’le birlikte Zeus ve Hermes’i misafir ederek ödüllendirilen Filemon.

Filemon

Filemon, Yunan mitolojisinde karısı Baukis ile birlikte tanrılara gösterdiği misafirperverlik ve ölümsüz sadakatiyle bilinir.

Kategori

Fani

Cinsiyet

Erkek

Filemon – Yunan Mitolojisinde Tanrılara Konukseverliğiyle Ölümsüzleşen İnsan

Yunan mitolojisinde Filemon, eşi Baukis ile birlikte konukseverliğin, tevazunun ve gerçek insanlık erdeminin sembolüdür. Zeus ve Hermes’in yeryüzüne inip insanları sınadığı bir gecede, onları evine alan tek çifttir. Yoksulluklarına rağmen gösterdikleri içten misafirperverlik, tanrıların bile kalbini yumuşatır. Filemon ve Baukis’in hikâyesi, iyiliğin kutsal bir güç taşıdığını ve küçük bir iyiliğin bile ebediyete dönüşebileceğini anlatır.

Zeus ve Hermes’in Filemon ile Baukis’i Sınadığı Gece

Zeus ve Hermes, yeryüzüne inerken insanları sınamaya karar verdiler. Tanrılar kılıktan kılığa girip kapıları çaldılar. Herkes onları geri çevirdi. Kimse soğuk bir gecede, yorgun iki yabancıyı evine almak istemedi. Herkes… Filemon ve karısı Baukis hariç.


Filemon ve Baukis’in Yoksul Ama Cömert Kalpleri

Filemon ve Baukis’in kulübesi küçüktü. Çatısı eğilmişti, masası yamuktu. Ama yürekleri dardı. Gelen misafirleri içeri aldılar, ellerinde ne varsa koydular: zeytin, ekmek, incir, bal ve bir testi şarap. Şarap testisi hiç boşalmıyordu. Filemon anlamıştı: Misafirler sıradan insanlar değil, tanrılardı.


Tanrıların Filemon ve Baukis’e Verdiği Ölümsüzlük Armağanı

Tanrılar, çiftin iyiliğini gördükten sonra kim olduklarını açıkladılar. Tüm köy sular altında bırakılırken, Filemon ve Baukis’in kulübesi bir tapınağa dönüştü. Tanrılar çifte dilek dilediler. Filemon, karısıyla birlikte yaşlanmak ve aynı anda ölmek istedi. Ne onu yalnız bırakmak ne de yalnız kalmak istiyordu. Tanrılar bu dileği kutsadı.


Filemon ve Baukis’in Ağaçlara Dönüşerek Sonsuza Dek Birleşmesi

Yıllar geçti. Filemon ve Baukis yaşlandı. Son günlerinde birlikte tapınağın önünde otururken, bedeni ağaç kabuğuyla sarılmaya başladı. Göz göze geldiler, ellerini tuttular. Biri bir meşe, diğeri bir ıhlamur ağacına dönüştü. Ama dalları hâlâ birbirine değiyordu.

bottom of page