
Baukis
Baukis, Yunan mitolojisinde eşi Filemon ile birlikte tanrılara gösterdiği misafirperverlikle ölümsüzleşen yaşlı kadındır.
Kategori
Fani
Cinsiyet
Kadın
Baukis – Yunan Mitolojisinde Tanrıları Ağırlayan Kadın
Baukis, Frigya’da, yoksul ama huzurlu bir köy evinde yaşayan yaşlı bir kadındı. Kocası Filemon’la birlikte mütevazı bir hayat sürerlerdi. Ne zenginlikleri vardı ne de gösterişli eşyaları… Ama kalplerinde barınan şey, tanrıların bile imreneceği bir şeydi: içtenlik. Yalın hayatlarına rağmen, gönülleri genişti; her geleni bağırlarına basarlardı.
Tanrılar Kapıyı Çaldığında
Bir gün, yorgun görünümlü iki yolcu köylerine geldi. Aslında onlar, Olimpos’un ulu tanrısı Zeus ile habercisi Hermes’ti, ama kılık değiştirerek sınav için insana benzemişlerdi. Köyün bütün evleri bu iki yabancıyı reddetti. Kapılar suratlarına kapandı. Yalnızca Baukis ile Filemon onları içeri buyur etti. Küçük, yoksul evlerini açtılar. Ellerinde ne varsa ikram ettiler: biraz zeytin, biraz ekmek, birazcık şarap… Ama o şarap, döküldükçe çoğaldı, hiç eksilmedi.
Misafir Tanrılar
Yaşlı çift, karşılarındakilerin tanrı olduğunu fark ettiklerinde büyük bir korkuya kapıldılar. Fakat tanrılar onları korkutmak için değil, ödüllendirmek için gelmişti. Zeus, bütün köyü helak etti. Bencillik ve kibir, o topraklardan silindi. Ama Baukis ile Filemon’un evi ayakta kaldı ve bir tapınağa dönüştü. Tanrılar, yaşlı çifte dilek dilediler: Ne isterlerdi? Zenginlik mi, gençlik mi? Hayır. Onlar sadece bir dilek diledi: “Birbirimizden önce ölmek istemeyiz. Aynı anda ölelim.”
Tapınağa Dönüşen Aşklar
Tanrılar, bu dileği kabul etti. Yaşlandıkça birbirlerine daha da bağlandılar. Gün geldi, tapınak önünde otururlarken birden bedenleri değişmeye başladı. Kök saldılar toprağa. Kolları dallara dönüştü. Baukis bir ıhlamura, Filemon ise bir meşeye dönüştü. İki ağaç, gövdeleriyle sarmaş dolaş, aynı kökten yükseldi. Ölüm bile onları ayıramadı.
Baukis’in hikâyesi, gösterişsiz bir iyiliğin tanrılarca nasıl kutsanabileceğini anlatır. O, sadeliğiyle yüce, sevgisiyle ölümsüzdür. İsimler unutulsa da, ıhlamur ile meşe yan yana durdukça Baukis ile Filemon’un aşkı esen rüzgârda fısıldamaya devam eder.