
İthaka
Yunan mitolojisinde Odysseus’un memleketi, özlem ve eve dönüş temasının sembolü efsanevi ada.
İthaka: Yunan Mitolojisinde Dönüşün ve Bekleyişin Adası
İthaka, ilk bakışta sessiz ve sade bir yerdi. Öyle yüksek duvarlı saraylara, taşlarla örülü devasa anıtlara sahip değildi. Ama bu ada, görkemini mütevazılığından, gücünü sadakatinden, büyüsünü ise dönüşe olan inançtan alıyordu.
Bu topraklar, Laertes’in oğlu Odysseus’un, Truva’nın düşmesinden sonra on yıl sürecek olan bir kayboluşa çıktığı yerdir. Ancak kaybolan yalnızca o değil, adanın kalbi, zamanın akışı, ev halkının neşesiydi. İthaka, bir adamı değil, onunla birlikte bir halkın umutla yandığı topraklara dönüştü.
Penelope’nin Direnci
Sarayın taş duvarlarında bir kadın vardı: Penelope. Kocası denizlerdeyken, adaya talipler yağdı. Sarayın salonları, iktidarın peşinde koşan erkeklerle doldu. Her biri Penelope’ya evlenme teklif etti, her biri tahtı ele geçirmek istedi. Ama Penelope, zekâsını kullanarak bir yemin etti: “Kayınpederim Laertes için bir kefen dokuyacağım, işim bitene kadar evlenmem.”Ve o, gündüz dokuyup gece söktü. Böylece yıllarca süren bir oyalama başladı.
Telemakhos’un Arayışı
Odysseus’un oğlu Telemakhos, babasını hiç tanımamıştı. Ama ona dair anlatılan efsanelerle büyüdü. Bir gün karar verdi: “Ben onu bulacağım.” Atina’dan Pylos’a, Sparta’dan denizlerin ötesine kadar her yerde babasının izini sürdü. Oğlu arayıştayken, baba hayatta kalma mücadelesi veriyordu: Kirke'nin büyülü adasında, Skilla ve Haribdis’in dişleri arasında, Kalipso’nun kollarında, tanrıların gazabında…
Ve Geri Dönüş
Yirmi yıl sonra bir adam, bir dilenci kılığıyla İthaka’ya ayak bastı. Ne sesi tanındı, ne yüzü. Ama içindeki öfke, bilgeliği ve sabrı hâlâ yerindeydi. Bu adam Odysseus’tu. Tanrıça Athena’nın yardımıyla, saraya sızdı. Taliplerin kim olduğunu gördü, Penelope’nın hâlâ sadık olduğunu öğrendi. Ve bir gün yayını eline aldı. O yay ki yalnızca o gerip hedefe saplayabilirdi.
Salon bir arenaya döndü. Talipler bir bir yere serildi. İthaka, sonunda kralını ve adaletini geri kazandı.
Zamanın Ötesinde Bir Ada
İthaka, yalnızca bir ada değil, bir kavramdır artık. Dönüşün, özlemin, sabırla örülen sadakatin simgesidir. Denizler boyunca savrulan bir adamın, eve dönme inancı, oğlunun umudu ve eşinin direnciyle örülmüş bir efsanedir. Ve bu efsane, yalnızca Odysseus’un değil, insan ruhunun yolculuğudur.
Odysseus’un adı denizlere kazındıysa, onun kalbi İthaka’da gömülüdür. Rüzgâr her estiğinde Penelope’nin dokuduğu iplikler fısıldar, Telemakhos’un ayak sesleri yankılanır, ve bir dilencinin yay gerdiği gün hatırlanır.
İthaka, Yunanistan’da İyonya Denizi’nde bir adadır ve antik Yunan’ın en ünlü mitlerinden biri olan Odysseia’nın önemli bir sahnesidir.
Hikayenin ana kahramanı Odysseus, İthaka’da yaşıyordu ve buranın meşru hükümdarıydı. Homeros, İthaka’yı “alçak ve batıda en uzak” olarak tanımlamıştır, ancak ada dağlıktır ve Kefalonya adası daha batıda yer almaktadır. Bazı bilginler, Homeros’un İthaka’sının, günümüz İthaka’sı olmadığını, daha ziyade yakındaki bir ada olduğunu savunur. Odysseus, dünyanın en güzel kadını Helen’in taliplerinden biriydi. Durumun bir çözüme ulaşamayacağını öngören Odysseus, Tindareos’a bir öneride bulundu. Helen’in kocasını seçerken kimseyi gücendirmekten korkan Tindareos, Odysseus’un önerisi üzerine, tüm taliplere yemin ettirdi ve Helen’in kocasını kim seçerse seçsin, hepsinin çifti destekleyeceği konusunda anlaştılar. Sonuç olarak, Helen Sparta Kralı Menelaos’u seçti. Odysseus, ardından Penelope’yi eş olarak alıp İthaka’ya geri döndü.
Helen’in Paris tarafından kaçırılmasının ardından ve Truva Savaşı başlamadan önce, bir kahin Odysseus’a Helen’i geri getirme seferine katılırsa, onlarca yıl evine dönemeyeceğini söyledi. Bu yüzden, başlangıçta deli gibi davranarak savaştan kaçmaya çalıştı, ancak planı suya düştü ve Yunan ordusuna katılmak zorunda kaldı. Truva Savaşı on yıl sürdü ve eve dönmesi on yıl daha aldı, bu süreçte birçok macera yaşadı.