
Hypsipyle
Lemnos kraliçesi Hypsipyle, Argonot İason’la yaşadığı aşk ve halkına olan sadakatiyle hem trajik hem unutulmaz bir figürdü.
Kategori
Kahraman
Cinsiyet
Kadın
Baba
Thoas
Çocuklar
Euneos, Thoas
Hypsipyle: İki Ateş Arasında Büyüyen Kadın
Bir kraliçe olarak doğmadı, ama kader onu bir tahtın başına getirdi. Bir kahraman doğurmadı, ama bir kahramanı büyüttü. Cinayete ortak olmadı, ama katillerin arasında yaşadı. Hypsipyle, Lemnos’un dumanlı tepelerinde, kadınlarla dolu bir adada, terk edilebilecek kadar yalnız, ama unutulamayacak kadar güçlü bir kadındı. Onun hikâyesi, kadınlığın bin bir hâlini taşıyan, sevdiklerinden saklanan ve sonunda anneliğin suskun kahramanlığına dönüşen bir kaderin izlerini taşır.
Lemnos Katliamı ve Hypsipyle’nin Kraliçe Oluşu
Hypsipyle, Lemnos Adası'nın kralı Thoas’ın kızıydı. Lemnos halkı, Hephaistos’a adanmış, ateşle, işçilikle, ve en çok da kadim geleneklerle yoğrulmuş bir halktı. Ama ada bir lanetle sarsıldığında, ne tanrılar ne erkekler yerinde kalabildi.
Efsaneye göre Lemnos’un kadınları, tanrıça Afrodit tarafından lanetlendi. Uzun süren ihmalin ve unutulmuş duyguların ardından, bedenleri kötü bir koku yaymaya başladı. Kocaları, bu kadınlardan uzaklaşıp Trakya’dan cariyeler getirdiler. Aşağılanmanın, terk edilmişliğin ve sessiz öfkenin içinden bir gece yükseldi. Lemnos’un tüm kadınları, bir araya gelip plan kurdular: Adadaki tüm erkekleri öldüreceklerdi. Bu, yalnızca bir isyan değil, kendi varlıklarını yeniden inşa etmenin ilk adımıydı.
Cinayet gecesi geldiğinde, Hypsipyle babasını öldürmeye kıyamadı. Thoas’ı gizlice bir sandala bindirip kaçırdı. Böylece hem ihanetin hem sadakatin izini taşıyan bir gecede, kadınların hükümdarı oldu. Kraliçe ilan edildiğinde, omuzlarına hem bir ada halkının yükü hem bir sırrın ağırlığı bindi.
İason ile Buluşma ve Lemnos’ta Doğan Aşk
Yıllar sonra, deniz ufkunda yelkenler belirdi. Lemnos kadınları korkuyla doldu. Erkekler geri mi dönüyordu? Hayır, bu gelenler farklıydı. Argonotlar, Altın Post’u arayan kahramanlardı. Başlarında da Pelias’tan kaçan cesur İason vardı.
Kadınlar, onlarla savaşmadı. Aksine, yıllardır sürgün edilmiş bir kadınlığın özlemiyle yaklaştılar. Hypsipyle, İason’un bilgeliğine ve gözüpekliğine hayran kaldı. İason da onun gücüne, güzelliğine ve kraliçeliğine tutuldu. Kısa sürede aşka dönüştü bu karşılaşma.
Hypsipyle, İason’dan iki çocuk doğurdu: Euneos ve Thoas adında ikizler. Ancak kahramanlar uzun kalamazdı bir yerde. Altın Post onları çağırıyordu. İason, Hypsipyle’i ardında bırakıp ayrıldı. Ne tahttan vazgeçti, ne yeni doğmuş oğullarından. Ne de kadının kalbine sapladığı eksiklikten. Ve Hypsipyle, yalnızca bir adamı değil, geleceği de uğurladı o sabah.
Babası Thoas’ı Kurtarması ve Hypsipyle’nin Sürgünü
Ancak Hypsipyle’in bir sırrı vardı. Lemnos’taki tüm erkekler öldürülürken, o babasını kurtarmıştı. Ve bu sır, yıllar sonra açığa çıktı. Kadınlar, kraliçelerinin hain olduğunu öğrendiklerinde öfkelendiler. Onu tahtından indirip adadan sürdüler.
Bir zamanlar kraliçe olduğu adadan bir köle olarak ayrıldı. Nemea’ya ulaştığında, Lykurgos’un sarayında dadı olarak çalışmaya ba şladı. Orada, Opheltes adında bir bebekle ilgilenmeye başladı. Bu bebek, Tanrıların gözünde özel bir yazgıya sahipti. Ancak bir gün, Argos’tan gelen yedi savaşçıyı ağırlarken, Hypsipyle bebeği yalnız bıraktı. O an bir yılan tarafından öldürülen çocuk, yedi komutanın savaş yolculuğu için uğursuzluk işareti sayıldı.
Hypsipyle, bir kez daha ölümle karşı karşıya kaldı. Ama bu kez, beklenmedik bir kurtarıcısı vardı.
Nemea’da Dadılık, Opheltes’in Ölümü ve Oğullarıyla Karşılaşma
O gün, savaşçılar arasında bir genç adam, annesinin adını duyunca öne çıktı. Euneos’tu bu. Annesinin kim olduğunu öğrenmiş, Lemnos’tan sonra annesini bulmak için yola koyulmuştu. Onun sayesinde Hypsipyle bağışlandı. Sürgün bir kadının, kraliçeliği geri gelmese de, onuru kurtuldu.
Euneos, daha sonra Truva Savaşı’nda bile adından söz ettirecek bir kahraman olacaktı. Ve o kahramanın arkasında, kendinden hiç söz ettirmeyen, savaşlarda kan dökmemiş ama bir krallığı kurtarmış, bir çocuk büyütmüş ve iki kez sürgün edilmiş bir kadın vardı: Hypsipyle.
Hypsipyle’nin Mirası: Sessiz Gücün Kadın Kahramanı
Hypsipyle, ne İason gibi Altın Post peşinde koştu, ne de Medea gibi büyülerle sarstı dünyayı. O, varlığıyla değil, yokluğuyla şekillendirdi kaderleri. Bir kadının hem hükmetmesi hem annelik etmesi, hem ihanetle suçlanması hem sadakatle anılması arasında kurduğu o ince denge, onu unutulmaz kılar. Adı kahramanlık hikâyelerinde sık geçmez belki ama her kahramanın ardında onun gibi bir sessiz güç vardır.