top of page
Aloades ikizlerinden Otos, kardeşi Ephialtes’le birlikte Olimpos’u kuşatmaya kalkışan asi dev.

Otos

Otos, Yunan mitolojisinde Aloadailer ikizlerinden biridir. Olimpos’a saldırı girişimiyle tanrılara meydan okuyan dev olarak bilinir.

Kategori

Dev

Cinsiyet

Erkek

Anne

İphimedeia

Baba

Poseidon

Otos – Yunan Mitolojisinde Zirveye Tırmanan Kibirli Dev

Otos, Yunan mitolojisinde yalnızca gücüyle değil, hırsıyla da öne çıkan devlerden biridir. Kardeşi Ephialtes ile birlikte, göğe uzanacak bir merdiven kurarak tanrılara meydan okumaya kalkışmış, hatta tanrıçaları kaçırmayı bile planlamıştır. Ancak onların hikâyesi, tanrılara karşı kalkan kibirli gururun eninde sonunda nasıl kendi içine yıkıldığını gösteren ibretlik bir efsane olarak kalmıştır.


Gökyüzünün hâkimi Uranüs ile toprağın kalbi Gaia’nın birleşiminden doğan ilk devlerin ardından gelen kuşak, daha düzenli ve daha kurnazdı ama daha az kanaatkâr değildi. Bu yeni kuşakta yer alan dev ikizler Otos ve Ephialtes, Poseidon’un çocukları olarak doğmuşlardı. Anneleri İphimedeia idi; tanrıya duyduğu saplantılı tutkuyla denizin köpükleri arasında onun tohumunu bedenine almış, dev soyuna yeni bir kıvılcım kazandırmıştı.

Otos, kardeşi Ephialtes’le birlikte doğar doğmaz olağanüstü bir büyüme göstermişti. Her yıl bir insan boyu değil, bir dağ boyu büyüyorlardı adeta. Henüz dokuz yaşlarına geldiklerinde öylesine uzamışlardı ki Olimpos Dağı’nın tepesine göz hizasından bakabiliyorlardı. Onların yüceliği tanrılarınkiyle boy ölçüşmeye başlamıştı. Ve işte felaket de burada başlamıştı.

Otos ve Ephialtes’in Tanrılara Meydan Okuyuşu

Otos, kardeşi Ephialtes’le birlikte yalnızca devce güçlerini değil, aynı zamanda doymak bilmez bir kibri de büyütmüştü içinde. Gözleri tanrılara dikilmişti. “Neden biz Olimpos’ta hüküm sürmeyelim?” diye sormuştu Ephialtes’e bir gece. Otos ise daha da ileri gidip tanrılara hak ettikleri cezayı vereceklerini söylemişti. Planları, gökyüzünü ele geçirmek ve tanrıları aşağıya, karanlığa sürmekti.

Dağları üst üste yığmaya başladılar. Ossa’yı Olimpos’un üzerine, Pelion’u da Ossa’nın üstüne. Göğe uzanan bir merdiven kuruyorlardı kendilerine. Zeus’un şimşekleri bu yığıntıyı sarsarken, Otos pes etmemişti. Çünkü onun kalbinde yalnızca iktidar arzusu değil, çok daha derin bir tutku vardı: Tanrıça Artemis’e duyduğu delice aşk.


Otos’un Artemis’e Duyduğu Tutku ve Aldatılışı

Otos, tanrıçalara duyulan sıradan tutkuların çok ötesinde bir his besliyordu Artemis’e. Onu ele geçirmek, bedenini sahiplenmek değil sadece, onunla eşit olmak, onunla birlikte göğü bölüşmek istiyordu. Ephialtes ise Hera’yı istiyordu kendine. İki kardeş, tanrıçaları kaçırmaya karar verdiler. Ne var ki tanrıçalar tanrıların en kurnazlarındandı.

Artemis, Otos’un duygularını biliyordu ve bu tutkuyu kendi lehine çevirecekti. Bir geyiğe dönüşerek karşılarına çıktı. Otos’un gözleri karardı, Ephialtes’in de içgüdüleri harekete geçmişti. Geyiğin peşine düştüler, ancak hayvan öylesine çevikti ki bir türlü yakalayamadılar. Derken, ikizlerin arasında belirdi. İki dev, aynı anda mızraklarını fırlattı. Fakat Artemis’in oyunuydu bu. Mızraklar hedefe değil, birbirlerine saplandı. Ephialtes yere yığıldığında, Otos’un gözleri açıldı. Kardeşi kan içinde yatarken, onu öldürenin kendisi olduğunu fark etti. Ardından, kendi göğsüne saplanan kardeş mızrağını gördü. Tanrıçaya ulaşamamıştı. Arzusu, onun sonunu getirmişti.


İkiz Devlerin Düşüşü ve Toprağa Gömülen Gururları

Otos ve Ephialtes’in cesetleri toprağa düştüğünde, Gaia bile iç geçirdi. Çünkü onlar yalnızca yıkımın değil, umut edilmiş bir devrimin de habercisiydiler. Tanrıların mutlak otoritesine ilk büyük başkaldırı onlardan gelmişti. Fakat düzen, tanrısal kurnazlıkla yerinde kalmıştı.

Onların hikâyesi daha sonra Hesiodos’un ya da Apollodoros’un metinlerinde “sonsuz hırsın simgesi” olarak kaldı. Zeus’un bile başa çıkmakta zorlandığı bu kardeşler, belki de Tanrılar Çağı’nın değil, başka bir çağın ruhunu taşıyorlardı. Başka bir dünyada, belki haklı sayılabilirlerdi. Ama bu dünyada, güç bile yeterli değildi; kurnazlık, sabır ve denge gerekiyordu.


Otos’un Hikâyesinden Günümüze Ulaşan İzler

Bugün bile Tesalya’nın dağları arasında gezinirken üç dağın üst üste yığıldığını anlatan yaşlı çobanlar çıkar karşınıza. Kimileri o devlerin mezarlarını hâlâ dağların gölgesinde saklar. Otos’un gözünde parlayan o yıldız, artık yalnızca bir söylencenin izidir. Ama her güç arayan, her zirveye göz diken, bir an olsun Otos’un kaderini düşünmelidir: En yüksek dağlar bile tanrılara dokunamaz, eğer tanrılar izin vermezse.

bottom of page