Uranos

Uranos (Οὐρανός , gökyüzü), Yunan mitolojisinde yeryüzünün cisimleşmiş halini temsil eden tanrıça Gaia'nın kendiliğinden meydana getirdiği, gök tanrısıdır. Bu nedenle Roma mitolojisine de Caelus (gök, cennet) adıyla geçmiştir. Gaia ile birleşmek suretiyle Titanlardan tutun da tek gözlü Kikloplara, çok başlı, çok kollu Hekatonkheirlere varıncaya kadar, birçok mitolojik varlığın babasıdır. Bir zamanlar Doğu Anadolu'da güçlü bir devlet kurmuş olan Hurrilerin yaratılış mitine çok benzeyen efsaneye göre, Titanlar haricindeki, her biri ayrı bir ucube ve garabet olan çocuklarından tiksinen Uranos, onları yerin yedi kat dibine (Tartaros) hapsedince Gaia'nın ahını aldı. Gaia, 12 Titanın en güçlüsü olan oğlu Kronosu (Kronos, Zeusun babasıdır ve sözcük anlamı itibarıyla "zaman" demektir) Uranos'a karşı kışkırttı, Kronos da bir orakla babasının erkeklik organını kesti. Gaia, Uranos'un kanından devler, dişbudak perileri ve Erinysler (Öfkeler) gibi varlıkları meydana getirdi. Ayrıca bu kanın denizdeki köpüklerle buluşmasından (Hesiodos'a göre) güzellik tanrıçası Afrodit doğdu.

Gök Tanrısı

Eski Yunanda gökyüzü, yıldızlarla süslenmiş, pirinçten yapılma bir kubbe olarak düşünülüyordu. Gökkubbe, bir tepsi dibi dümdüz olan dünyanın en uç noktalarına tutturulmuştu. Gaia nasıl ki yeryüzünün kişileşmişi olan tanrıça idiyse, Uranos da aynı şekilde gökyüzünün kişileşmişi olan gök tanrısı idi. Uranos'un Gaia tarafından, babasız meydana getirildiğine inanılır, ama Orpheusçulara göre Uranos'un annesi Gaia, babası ise Aether'dir (göğün üst katmanlarındaki ışıltılı, tanrısal hava). İnsanlar, çok eski tarihlerden beri, bereketli yeryüzünü ve toprağı genellikle dişi, şimşekler çaktırıp yağmurlar yağdıran göğü ise erkek olarak düşünmüşler. Doğurgan toprak, uysal bir şekilde göz alabildiğine uzanır ve bin türlü fırtınanın koptuğu göklerden ekinlerini yeşertecek yağmurları bekler. Toprağı dölleyen, gökyüzüdür bir bakıma. Öte yandan gökyüzü, toprak kadar sakin ve uysal değildir; bir an sonra ne yapacağını bilemediğimiz gökyüzünü, toprağı ekip biçtiğimiz gibi kontrol edip yönetemeyiz. Ayağımızı bastığımız toprak, ona ne yapsak ses çıkartmaz, bize anamız kadar yakındır. Oysa erişemediğimiz gökyüzü, kendi başına buyruktur; meydana getirdiği, önceden kestirilemez hava şartlarıyla bizi kah cezalandıran kah güldüren babamıza benzer. Toprağın dişi, göğün erkek olarak tasavvur edilmesinde bu tür düşünceler etkili olmuştur sanırım.

Titanlar

Yunan mitolojisine göre, Uranos ile Gaia'nın 6 kız, 12 erkek çocukları oldu. 6 kızın hepsi de Titanlar denen, Olympos tanrılarının ataları olan tanrılar grubuna mensuptur. Oğullar ise 6 Titan, 3 Kyklop ve 3 Hekatonkheir'den oluşur. Başka bir deyişle, mitolojideki ilk Titan kuşağı, Uranos'un 6sı kız, 6sı erkek, 12 çocuğundan ibarettir. Erkek Titanların isimleri ve kimlikleri : Okeanos - Okyanus, eski Yunan inanışında dünyayı saran Okenaos nehri; Hyperion - Yüksek kişi, güneş; Koios - Kuzey kutbu, bilgelik; Kronos - Zaman; Krios - Savaş, takımyıldızlar; Iapetos - Ölümlülük. Dişi Titanların isimleri ve kimlikleri : Tethys - Yeraltı ve kaynak suları, tatlı sular; Mnemosyne - Bellek; Themis - Adalet, ilahi yasa; Rhea - Doğurganlık, bereket; Phoebe - Gizem, kehanet; Theia - Parıltılı, değerli taşlar ve madenler. Olympos tanrılarının soyu bu 12 Titana dayanır. Örneğin Kronos, baş tanrı Zeus'un babasıdır. Okeanos ve Tethys birlikteliğinden 3000 kadar su perisi türer. Mnemosyne, sanat perilerinin (müzlerin, 9 musanın) anasıdır. Yine Iapetos, gökküreyi sırtında taşıyan Atlas'ın ve ateşi tanrılardan çalan kahraman Prometheus'un babasıdır.

Hekatonkheires

Efsaneye göre, Uranos, çocukları içinde ilk göz ağrıları olan tek gözlü, dev Kyklop'larla 100 kollu, 50 başlı Hekatonkheir'leri (Hekatonkheir, Yunanca "100 kollu" demektir) Tartaros'un derinliklerine, yani yerin yedi kat dibine hapsetti; insan başlı, akrep kuyruklu dişi canavar Kampe'yi de onların başına gözcü dikti. Bir baba olarak böyle bir şeyi yapmasının nedeni, mitolojiye göre, hem bu çirkin yaratıkların veya canavarların babası olmayı kendine yedirememesi hem de onların ezici güçlerinden korkmasıydı. Ama çocuklarının başına gelen bu olay Gaia'ya büyük acı verdi. Sonunda Uranos, ettiğini bulacak, ama biz önce bu yaratıkları biraz daha yakından tanıyalım. Uranosoğlu 3 Hekatonkheir şunlardı: "Güçlü" Briareos, "Öfkeli" Kottos, "Dev kollu" Gyges. Briareos'a Latinler Aegaeon (Egeon, "deniz keçisi") dediler. Yunan mitolojisinde neredeyse hiçbir varlık göstermeyen Hekatonkheirlerin (Hekatonkheires), bin kollu dev deniz dalgaları ya da yer sarsıntıları gibi, büyük ve tehlikeli doğa güçlerini sembolize ettiğini düşünen kimi mitoloji uzmanları vardır.

Kykloplar

Kykloplara gelince, bunlar, alnının tam ortasında tek bir gözü olan, dev yaratıklardı. Kykloplar çok güçlüydüler, dediğim dedik, hantal, kaba bir mizaçları vardı ve kaba kuvveti temsil ediyorlardı. Belki de bu kaba kuvvetlerinden ötürü, isimleri ağır taş işçiliği ve demircilikle birlikte anılıyor, çoğunlukla bir ocağın başında çalışırken tasvir ediliyorlardı. Uranosoğlu 3 Kyklopun isimleri, "esip gürleyen" Brontes, "şimşek" Steropes ve "parlak" Arges'tir. Lakaplarından da belli olduğu üzere, Kykloplar şimşekle doğrudan ilgilidir. Mitolojiye göre, şimşeği bir silah olarak üretip Zeus'a veren bu üç Kykloptur. Steropes şimşeği üretmiş, Brontes ve Arges de buna sırayla şimşeğin gürültüsünü ve parlaklığını katmışlardır. Zeus'un Titanlar Savaşında Titanları alt edebilmesinde Kyklopların üretip Zeus'a verdikleri bu silahın büyük etkisi olmuş ve şimşek, o günden sonra Zeus'un esas silahı haline gelmiştir. Zeus da bu iyiliğe karşılık Kyklopların Tartaros'taki esaretine son vermiştir tabii.

Gökyüzü Tanrısı Uranos'un Sonu

Uranos'un Kastrasyonu (Hadım Edilmesi)

Gökyüzü tanrısı Uranos'la yeryüzü tanrıçası Gaia'ya dönelim. Gaia, Uranos'un öz oğulları Kykloplara ve Hekatonkheirlere layık gördüğü muameleyi affedemiyordu. Bu yüzden oğullarını (erkek Titanları) etrafına toplayarak onları babalarına karşı kışkırttı. Efsaneye bakılacak olursa, Titanlar annelerinin yüreklendirici sözlerine karşın başlarını önlerine eğip sustular, çünkü babalarından çok korkuyorlardı. Titanların en cesuru ve güçlüsü Kronos'tu, anasının teklifini heyecanla karşılayan bir tek o oldu. Gaia onunla gurur duydu ve Kronos'un eline büyük, ağzı elmas kadar sert, tırtıklı bir orak tutuşturdu. Yaptıkları basit plan uyarınca 4 Titan dünyanın dört bucağına gözcü olarak gönderildi. Kronos ise dünyanın merkezinde, elinde orakla bekliyordu. Bir süre sonra Uranos çıkageldi ve bütün ağırlığıyla Gaia'nın üzerine çöktü. Tam o sırada gözcü Titanlar pusuda bekledikleri yerleri terkedip Uranos'un üstüne atıldılar, onu dört bir yanından sımsıkı tuttular. Uranos neye uğradığını anlamadan büyük bir acı içinde kıvranmaya başladı. Çünkü merkezde bekleyen Kronos, elindeki keskin orağı var gücüyle sallayıp babasının erkeklik organını uçurmuştu. Bu organın toprağa akan kanından devler (Enkelados, Alkyoneus, Athos, Klytias, Echion) ve Alekto, Tisiphone, Megaira adlı "Erinys"ler meydana geldi. Böylece Uranos'u yıkarak onun tanrılık tahtını ele geçiren Titanlar, Tartaros'ta mahpus kardeşlerini saldılar, Kronos'u da kendi başlarına getirdiler. Fakat tuzağa düştüğünü ve sonunun geldiğini anlayan Uranos onlara bir kehanette bulunur. Bu kehanete göre gün gelecek, Titanlar da tahttan al aşağı edilerek yaptıklarının cezasını çekeceklerdir. Uranos'un söylediklerinin çok geçmeden çıktığını, Titanların bizzat Kronos'un oğlu Zeus tarafından Tartaros'taki bir kuyuya döküldüklerini biliyoruz. Burada enteresan olan, erkek Titanlar içinde bir tek Okeanos'un Uranos'a kurulan bu pusu işinden uzak durmuş olmasıdır. İkinci bir konu da, bu efsane ile, bir zamanlar Doğu Anadolu'da güçlü bir devlet kurmuş olan Hurrilerin yaratılış miti arasındaki büyük benzerliktir. Hurri mitinde de gök tanrısı Anu'nun erkeklik organı, oğlu Kumarbis tarafından kesilir ve sonra Kumarbis'in kendisi de Anu'nun organından damlayan kandan meydana gelmiş üç tanrıdan biri olan, fırtına tanrısı Teşup eliyle tahttan alaşağı edilir. Uranos'u kastre eden orağın ağzının elmas gibi keskin bir çakmaktaşından yapılmış olması da önemli bir ayrıntıdır. Taş veya tahta uçlu oraklar geç Neolotik döneme, başka bir deyişle Tunç Çağı öncesine ait olduğuna göre, bu küçük detay acaba efsanenin çok eski olduğuna dair bir ipucu olabilir mi? Büyük olasılıkla öyle; aksi takdirde bu durumu ancak ritüellerde metal kullanılmasının yasak oluşuna, yani bir tür metal tabusunun varlığına bağlamak zorundayız.

Hindu Tanrıları-Varuna

Uranos'un etimolojisi, diğer mitolojilerle bağlantısı ve sanattaki tasvirleri

"Uranos" kelimesinin kökeni kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Kimileri Hindu gök tanrısı Varuna ile bir bağ kurmuş, kimileri ise Sanskritçe "ers" (damlamak) veya "vars-man" (en yüksek makamda bulunan kişi) kelimelerini önermiştir. Bu açıklamalar, Uranos'un yağmur yağdıran veya en yüksek makamda bulunan tanrı oluşuna dayandırılmaktadır. Uranos'un yeri (Gaia'yı) kapsayan, örten özelliği ise akla yine Veles ve Varuna'da olduğu gibi, wel (kapsama, kaplama) veya wer (örtme, kapatma) köklerini getirmektedir. Yukardaki küçük resimde, Hindu tanrılarından, gök, su, evren denizi, yeraltı ve kanun tanrısı Varuna'yı görünüyoruz. Resimde Makara adlı yarı tanrısal bir timsahın üstüne binmiş olmasının nedenini, Varuna'nın da Poseidon gibi bir deniz tanrısı olmasındandır. Poseidon, deniz canavarı Ketos'a, Varuna ise bir tür su hayvanı olan Makara'ya biner. Varuna ile Uranos arasındaki bağ, bu tanrıların kızları diyebileceğimiz Lakshmi ile Afrodit arasında da sürer. Lakshmi de Afrodit gibi denizden, fakat bir süt denizinden doğar ve o da Afrodit gibi çoban yıldızıyla (Venüs) ilişkilendirilmiştir. Gök tanrısı Uranos ile Uranüs gezegeni arasında bir bağ kuranlar ise yüzde yüz haklılar. Çünkü 18. yüzyılda keşfedilen bu 6. gezegene gerçekten de Yunan mitolojisi gökyüzü tanrısı Uranos'un ismi verilmiştir. Yine de bunun garip yanı, Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde bilinen geş gezegenin (Venüs, Merkür, Mars, Jupiter, Satürn) adının Latinceden alınmasına karşın, 6. gezegen Uranüs'ün adının Grekçeden seçilmiş olmasıdır. Uranos'un Roma mitolojisindeki karşılığı, "gökyüzü, cennet" anlamına gelen Latince kelimeyle aynı olmak üzere, Caelus'tur. Belki de bir gezene basitçe "gökyüzü" demeyi doğru bulmamışlardır veya öyle demek istememişlerdir, kim bilir. Sanata gelelim. Çömleklere resmedilmiş sahnelerde Uranos'u pek göremeyiz. Roma sanatında ise Uranos, ezeli zamanın kişileşmiş tanrısı olan Aion olarak tasvir edilir. Uranos'u bu resimlerde, sayfanın en üstündeki mozaik resminde de (M.S. 3. yüzyıl) gördüğünüz gibi, genellikle ayakta dururken bir eliyle de Zodyak çarkını tutan bir adam olarak görürüz. Aion, Roma mitolojisinde Kronos'un temsili olduğu için, Kronos'la bu şekilde özdeşleşmiş olmayı, Uranos adına bir bahtsızlık veya kaderin cilvesi sayabiliriz.

Kanatlı at Pegasos Kanatlı at Pegasos YunanMitolojisi.com
Özcan Türkmen tarafından gerçekleştirilmiştir.